Javascript is currently disabled. This site requires Javascript to function correctly. Please enable Javascript in your browser!

EĞİRDİR’DE “UYUYAN GÜZEL” NERESİ?

Anasayfaya Dön

EĞİRDİR’DE “UYUYAN GÜZEL” NERESİ?

 EĞİRDİR’DE “UYUYAN  GÜZEL”  NERESİ?

 

 

Ülkemizde öyle yerler vardır ki onları, zihnimizde yer etmiş başka adlarla tanırız. Ege’nin İncisi dendiğinde güzel İzmir’i; Güneyin Turizm Cenneti dendiğinde Antalya’yı; Ölü Deniz dendiğinde Fethiye’yi; Halikarnas Balıkçısı dendiğinde Bodrum’u; Peri Bacaları veya Kapadokya dendiğinde Nevşehir’i… söylemiş oluruz.

Yazımızın konusu da “Uyuyan Güzel Eğirdir”dir. Yukarıdaki gibi “Uyuyan Güzel” söylemiyle Taşeli Platosu’nun incisi, cennet köşesi Eğirdir akla gelmeli.

Eğirdir Gölü sanki bir iç deniz. Deniz nasıl mavi ise göl de o denli mavi. Yerine göre yeşile, sarıya, turuncuya, griye dönen renkleriyle denizden fazlası bile var. Bir yaz gününün ilk ışıkları gölü öpmeye başlarken Altınkum Plajı suları altın sarısı rengine bürünür; aynı sular Kara Burun eteklerinde mor bir renk tonunu size yansıtır. Mor rengin Barlay’a doğru açılıp çivit mavisine dönüştüğünü görürsünüz. Güneşe  en erken “Merhaba!..” diyen Sivri’nin  açık kahve tonu ile uyanıp tepeden bakışı ile  Eğirdir’e nasıl kol kanat gerdiğine tanıklık edersiniz. Bayboğan’nın yılan gibi kıvrılan yollarından bakıldığında böylesi güzelliği ile insanın içini ısıtan Eğirdir’e hayran olmamak elde değil. Hele bir de gölün üzerini hafifçe yalayarak esen bir rüzgara da rastlarsanız o anda, güneşin  küçük dalgalarla oynayışını seyredersiniz.  Öyle ki, o dalgalardan bir terzi makasıyla kesip alacağınız kısım bir gelinin pırıl pırıl parlayan tacı olur.

Ya güneş batarken…  Bu kez yeriniz Miskinler Yokuşu olmalı. Eğirdir, Canada ve Yeşilada’sı ile adeta bir tablo gibi görünür Miskinler Yokuşu’ndan. Doğudan bakılınca başka başka olan renkler batıdan daha değişik tonlarda  karşınıza çıkar. Bir bakarsınız ki yeşilin her tonu karşınızda: koyu yeşil, açık yeşil, çağla yeşili, en sonunda çivit mavisi. Hoyran tarafında ise sarı ve sarının tonları epil epil size güler.

 Eğirdir, her saatte her zaman her yerde olağanüstü güzel… Onun üzerinde sessizce uyuyan yeni doğmuş bir çocuğun masumiyeti var. Gerçekten Eğirdir’in güzelliğini anlatmak mümkün değil; gelip görmek gerek.

Tüm bu güzelliğinden dolayı Eğirdir, “ UYUYAN GÜZEL” dir.

 

GEZGİNCİ TARİHİNDE EĞİRDİR

 

Tarih ne olacak? Tarihini nereye sıkıştıracağız Eğirdir’in?  Bu yön ayrı bir zenginlik…

Eğirdir’e 1320’li yıllarda gelen tanınmış gezginci İbni Batuta (1304-1369)  Seyahatname’sinde Eğirdir için şunları söylüyor:

“Eğirdir, kalabalık, pek bakımlı çarşıları olan, çevresi bağ, bahçe ve bostanlarla donatılmış, büyük bir şehirdir. Yanı başında tatlı sulu bir göl bulunmakta ve bu gölde dolaşan gemilerle iki günde Akşehir, Beyşehir’le öteki köy ve kasabalara gitmek mümkün olmaktadır.”*

 

Demek ki Eğirdir Gölü, 13. ve 14. yüzyıllarda Akşehir ve Beyşehir’i de içine alan geniş bir iç deniz durumundadır.

Yine tanınmış bir gezginci olan Kâtip Çelebi (1608-1657) ise Eğirdir hakkında değişik bilgiler aktarıyor:

 “Eğirdir, gölün batısında, gölün içine kadar girmiş, küçük, yaman, sağlam bir kaledir. İki kapısı olan şehrin karşısında iki de ada vardır. Bunlardan küçük olanı bağlık bahçeliktir ama kimse oturmaz.Bunun kuzeyinde 200 kadar evin olduğu büyük ada sakinlerinin yarısı Müslüman yarısı gayri Müslimdir.  Eğirdir’in 36 çeşit üzümü vardır. Bu göl garip bir göldür. Kenarında beyaz çakıl bulunur. Bunlar arasında kendiliğinden Allah yazılı olan bir çakıl daha vardır.”

Kitab-ı Cihannüma adlı eserinde Eğirdir’den bahseden Kâtip Çelebi, Eğirdir Gölü suyunun Antalya’da Düden olarak denize ulaştığını da söyler. Eğirdir için 1865 yılında Berlin’de doğan Alman gezgincisi ve İslâm Tarihçisi Friedrich Sarre; 1894 yılında İstanbul’da doğan yazar Falih Rıfkı Atay; 1865 yılında Eğirdir’de doğan Süleyman Şükrü Karçınzade’ nin anıları ise okunmaya değer niteliktedir.*

Gezginci tarihinden dolayı Eğirdir, “ UYUYAN GÜZEL”dir.

 

TARİH ZENGİNLİĞİYLE EĞİRDİR

 

Eğirdir’in tarihi yalnız gezginci tarihi ile sınırlı değildir. Aynı zamanda turizm tarihi ve zenginliği ile de Eğirdir, ”UYUYAN GÜZEL”dir. İç ve dış turizmde önemli bir yer tutan Kovada Millî Parkı, Kasnak Meşesi Ormanı, Yazılı Kanyon Millî Parkı, Prostanna Antik Kenti, Zindan Mağarası, Eğirdir Kalesi, Hızırbey Camii, Dündarbey Medresesi gibi görülmeye değer yerleri ile; elmacılık ve balıkçılık yönüyle elde edilen ekonomik katkısıyla; yamaç paraşütü, dağcılık; Eğirdir Uluslar Arası Triatlon’u ve sayamadığımız birçok değerlerle Eğirdir, “UYUYAN GÜZEL” dir.

 

UYUYAN GÜZEL, KARATEPE’ DİR

 

 Yönünüzü kuzeye, Hoyran Gölüne doğru verirseniz, solda bir tepe göreceksiniz. Bu tepenin üzerinde verici istasyonunu da fark edeceksiniz. İşte o tepe Karatepe’dir. Tepeye dikkatle bakıldığında yastığa konmuş bir baş silüeti ile karşılaşacaksınız. Vericinin bulunduğu yer alın olup parmağınızı alından başlatıp göle doğru indirdiğinizde son derece düzgün bir burun ve dudaklar ile çeneyi çizmiş olursunuz. Düzgün bir alın, burun, dudaklar ve çenesi ile başını yastığa koymuş masum bir kız başı sizi hayrete düşürecektir. Eğirdir’in “UYUYAN GÜZEL”i budur ve burası Karatepe’dir.

Günümüzde, yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, turizm, getirisiyle vazgeçilmez bir kaynak olmuştur. Dünyanın her yanında turizmi canlandırmak ve bu yolla turist çekmek için devletler ellerinden geleni yapmaktadır. Turizm olabilecek en ufak bir ayrıntıdan dahi yararlanmak için kollar hemen sıvanıyor ve fırsatlar değerlendirilmeye açılıyor.

Bugün en çok turist çeken Bodrum’u Avrupa’da pek az kişi “Bodrum” adı ile bilir. Fakat Halikarnas veya Halikarnas Balıkçısı’nın Köyü adını bütün bir Avrupa bilir. Çünkü Bodrum dünyada bu adla tanınıyor. Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum’u  dünyaya bu adla tanıtmış. Dolayısıyla bu  ad Bodrum’un sloganı olmuş. Slogan kavramını, her yıl binlerce turist ağırlayan Fethiye de uyguluyor: Ölü Deniz. Ölü sözcüğü, ürkütücü anlamına rağmen, Fethiye adının önünde koşan bir addır. Yerli ve yabancı turistler Fethiye’ye değil Ölü Deniz’e gidiyor. Ülkemizde Nevşehir, Ürgüp, Göreme gibi adlar söylendiğinde akla yalnız kent ve  yerleşim yeri geliyor. Fakat Peri Bacaları dendiğinde ise insanda turistik anlam oluşuyor. Avrupa ise bu saydığımız yerleşim adlarını bilmez ama Kapadokya adını duyar duymaz gözlerinin önüne Peri Bacaları gelir. Bu da o yörenin geliştirdiği bir slogandır. Türkiye’de bu örnekler saymakla bitmez.

 Ben de Eğirdir’e gönül vermiş bir insan, bir öğretmen olarak Eğirdir turizmine hangi katkıyı yapabilirim diye düşündüm ve  her etkinlikte  bulunmaya gayret gösterdim.1980’li yıllarda Eğirdir, ülke içi ve dışı tanıtım için “Altın Elma, Gümüş Balık, Bronz Istakoz” sloganıyla festivaller düzenledi. Ben inanıyorum ki o festivallerin Eğirdir’in tanıtımına çok büyük katkısı olmuştur. Üzülerek söylüyorum ki bu etkinliklerden vazgeçildi. İşte bu anlamda Eğirdir’i tanıtacak bir boşluğu doldurmak için arayışa girdim. Aklıma çocukken bulutlardan resim çıkarma oyunu geldi. Ülkemizde dağ şekillerinden de resimler çıkarmak mümkün olamaz mıydı? Bal gibi olurdu. Burhaniye’nin Gömeç tatil beldesinde, dağın Atatürk’e benzemesinden dolayı,Ata Dağı var. Adana’dan Ceyhan ilçesine giderken, yine dağın Atatürk’e benzemesinden dolayı, Atatürk Dağı var. Yozgat’ta, yanılmıyorsam her ağustos ayında, bir dağın gölgesi bir başka dağa düşerken Atatürk silüeti oluşturuyor.

 Böylesi düşüncelerle Eğirdir’i çevreleyen dağları ve tepeleri incelerken Derya Lokantasının önüne geldiğimde Karatepe’deki çocuk masumiyetindeki yüzü görünce hayrete düştüm. Hatta bu yüz, çocuk yüzü güzelliğinden de öte Afrodit güzelliği idi. Eğirdir için güzel bir tanıtım malzemesi yakalamıştım. Bu görünüme, uygun bir ad bulmak için eşimle epey uğraştık. Sonunda Eğirdir’in güzelliğinin yanı sıra sakinliği ve insana huzur veren manzarası,  insanda gönül dinginliği yarattığından dolayı  “UYUYAN GÜZEL” ifadesini uygun bulduk. Gittiğimiz her yerde, konuştuğumuz insanlara Eğirdir’den bahsederken “UYUYAN GÜZEL EĞİRDİR” diye söz ettik.1985 yılında ortaya attığım bu sloganı öğrencilerime devamlı telkin ettim; yerel gazetelerde yeri geldiğince bu adı kullandım. Hürriyet Akdeniz ilavesinde bu ad birkaç kez  kullanıldı*.  Derlediğim “Eğirdir Şiirleri” kitabımın 4. sayfasında, “Hele Karatepe’nin Afrodit’i andıran yüz silüetini seyretmek ayrı bir zevktir. Uyuyan bir genç kız yüzünü andıran bu manzaradan dolayı Eğirdir, “UYUYAN GÜZEL”dir ifadesini kullandım.

Gördüm ki bu ad, Eğirdir halkı tarafından benimsenmiş ve kullanılıyor. Ancak bu ara bir karışıklığın meydana gelmiş olduğunu da fark ettim. Uyuyan Güzel’in bir dağ veya tepede saklı olduğunu duyan vatandaşlar Sivri Dağ’ın güneye bakan tarafında da bir yüz silüeti bulmuşlar ve bir kısım Eğirdirli Uyuyan Güzel olarak burayı kullanmış. Bayboğan tarafından bakılınca Sivri’de bir silüet, bir ağaçtan dolayı oluşan, belirgin bir kirpikle göze çarpıyor. Fakat aynı yerden Karatepe’deki Uyuyan Güzel fark edilmemiş. Ayrıca Sivri’deki silüet ,Karatepe’deki kadar güzel değil.Sivri’deki silüet yalnız Konya yolundan Eğirdir’e girerken

 şekilleniyor. Bu da üç kilometrelik bir mesafeyi içeriyor. Halbuki Karatepe’deki Afrodit yüzü Konya yolundan başlayıp Miskinler Yokuşu’nu terk edinceye değin görünüyor ki bu da 15 kilometre sürüyor.

                                                                                                                                                                                            EĞİRDİR’E BİR SLOGAN GEREKLİ                                                                                                                                                                                                                                                                               

  Bence düşünce değişimi veya gelişimi olmadan ilerleme olmaz. Dolayısıyla böyle bir slogan Eğirdir’in tanıtımına katkıda bulunacaktır. Eğirdir, kendini bir aynaya benzetiyor. Bakınca yalnız kendini görüyor başkasını değil. Eğirdir’in kendi kendini tanıtması mümkün değildir. Eğirdir, kendini ayna yerine bir pencereye koymalı ve hem dışarıya bakmalı hem dışardan içerinin görünmesini sağlamalı. Yeter ki yerel yönetim buna sahip çıksın, sloganı işlesin veya kendisi bir slogan bulsun. Eğirdir’i tanıtıcı her basılı kağıt, broşür, gazete ve kitaba düşen “UYUYAN GÜZEL EĞİRDİR” sloganı, Eğirdir turizmine kazanç olacaktır. Bu konuda geç kalmak Eğirdir için bir kayıp olur düşüncesindeyim. Çünkü Burdur ili Gölhisar’a, ve suyu acı olan ufacık gölüne, ad hırsızlığı yaparak, “Uyuyan Güzel” demeye başladı bile; Gölhisar kartpostallarında bu ada rastlıyoruz.

Eğirdirliye düşen görev kendisi için çalışan yazarların ve araştırıcıların görüşlerine değer verip uygun buluyorsa sahip çıkmasıdır. Bizden söylemesi.

 

  • Şenol GÖKA.Seyahatnamelerde Eğirdir. 1. Eğirdir Sempozyumu. Sayfa:367
  • Mustafa Kılkırdoğlu.Demokrat Eğirdir.Gölden Damlalar.11 Haziran 1985
  • Eğirdir Ekspres gazetesi: Kızaran Göl, Uyuyan Güzel… 02 Aralık 2004
  • Kesip sakladığım Akdeniz ilavesini arşivimden bulamadığım için tarih bildiremeyeceğimden dolayı okuyucularımdan özür dilerim.
  • Isparta Manşet gazetesi eki: Isparta İş Dünyası. Isparta Uyuyan Güzel. Haziran 2008.Sahife:13                                                .

 

İlhan ŞİMŞEK Türk Dili ve Edebiyatı Emekli Öğretmeni


Asset 2